Yazı Detayı
29 Nisan 2017 - Cumartesi 09:38 Bu yazı 1405 kez okundu
 
Nazmi Çoban
Mehmet Demirbaş
 
 

2014 Belediye seçimlerinde ilk Nazmi Çoban’ı ziyaret ettik. Hatta aramızdan biri fanatik CHP’li idi, diğer partilere bizimle gelmedi. Yeri gelmişken kısaca fanatik CHP’li arkadaştan bahsedeyim. Aslında o arkadaş fanatik CHP’li değildi, Ak Partiden korkmaya başlamış korkusu arttıkça da CHP’ye ruhen sığınmış, zamanla da fanatikleşmiş idi. İnsanlar farklı partilere oy verseler de birbiriyle konuşmalı, şakalaşmalı, birbirlerine misafirliğe gidebilmelidir. Türkiye bir tane, ne olur Türkiye’yi ayrıştırmayalım.

Neyse gelelim esas konuya. Biz, Yoncalı konutlarının bazı sakinleri ilk ziyaretimizi Saray Belediyesine gerçekleştirdik. Amacımız CHP’den adaylığı kesinleşen mevcut başkan Sayın Nazmi Çoban’la görüşmek. Görüşmemizdeki temel konu başlığı Yoncalı konutlarına doğalgazın biran önce gelmesidir.

Belediye binasına girdiğimizde muhatap olduğumuz tüm görevliler sanki yakında seçim olmayacakmış gibi kendi günlük işlerindeydi. Başkanla görüşmek isteğimiz kabul oldu ve başkanın odasına girdik.

Ortam sanki 1955/60’lı yılların Türkiye’sinde bir devlet dairesi gibiydi. Bastığımız yerler gacırdıyor, duvar yüzyıllardır boyanmamış gibi beyaz sarıya dönmüş, yer yer dökülmüştü. Odada içilen sigaralar duvarın içine sinmiş ve yanlış hatırlamıyorsam iyice eskimiş, sanki üzeri ince toz kaplı kahverengi deri koltukların olduğu bir odadayız. Bu makam odası büyük ama uzun, yarı karanlık yarı aydınlık loş ve sanki rutubetli bir yer. O odanın ortasında masada bizi bekleyen bembeyaz saçlı, çatık kaşlı başkan. Başkan özel hayatında da örneğin torununu severken de hiç gülmüyor, alabildiğine ciddi. Başkan da 1955/60’lı yılların ruhunda gibi görünüyor. Yani dekor sahibini yansıtıyor.

Grubun sözcüsü olarak “Yoncalı Konutlarından geliyoruz, sitemizde en kısa zamanda doğal gaz kullanmak istiyoruz” dedim ve sözü Sayın Başkana bıraktım.

“Biz de istiyoruz” dedi Sayın Başkan. “İlgili kurumlara yazı yazdık bekliyoruz” diye devam etti. Sanki caddenin karşısında bir evin penceresinden zoraki konuşuyor. Orada bizimle olmak istemiyor. Bizimle duygudaşlık, göz teması da kurmuyor. Halimizden anlamıyor. Kendi var, ruhu yok.

Yazıyı yazmış yollamışlar. Başka bir şey yapmışlar mı? Hayır, yapmamışlar. Aslında beni seçmen, vatandaş olarak kızdıran, daha çok moralimi bozan Başkanın yapılacak başka bir şey yok tavrıdır. Arkaya kaykılan rahat pahalı koltuğunda oturmuş ne sorsanız “Ben yaptım, başkaları yapmadı” diyor Sayın Başkan.

Aslında yapacak o kadar çok şeyi var ki, Örneğin yazıyı yazdıktan sonra ilgili kurumla şahsen veya telefonla görüşüp durumu anlamaya çalışırsın, sonra partili milletvekillerinden yardım istersin, sonra Ak Parti ilçe–il teşkilatı ile konuşup yardım istersin, olmadı başka kanallarla iletişim kurarsın, örneğin GAZDAŞ’dan yardım istersin, dah da olmadı basına demeç verip hatalıları suçlarsın. Yapılacak daha başka şeyler de bulunur, eminim.

Ben Nazmi Beyin iyi bir politikacı olmadığını düşünüyorum. Neden diye sorarsanız.

1.)    Belki de Sayın Başkan bir şeyler yapmaya çalışmıştır.  Ama onda öyle bir hal tavır var ki, gayreti varsa da anlaşılmıyor, algılanmıyor.

2.)    Seçmenle konuşmak onun için bir zülmüş, zahmetmiş gibi davranıyor.

3.)    Seçmenin isteklerine ne olur ne olmaz başıma iş almayım niyetiyle önce bir hayır diyor.

Görüşmenin sonunda Nazmi Çobanın yanından ayrıldığınızda moraliniz bozuluyor, yüreğinizin tam ortasına bir karamsarlık çöküyor.

Sayın Başkanımızı bir etkinlikte konuşurken gördüm ve çok şaşırdım. Nazmi Bey kürsünün arkasında, önceden hazırlanmış metni okuyor. Halkla yani seçmenle göz göze gelmiyor-gelemiyor. Zaman zaman sesinde titremeler, çatallanmalar oluyor. Ara ara dinleyicilere bakmak istese de hata yaparım korkusuyla gözleri beyaz kâğıda geri dönüyor. Belki acele hazırlanmış bir konuşma, belki de konuya tam egemen olmadığı için tekliyor. İnternette birkaç konuşmasını izledim yeterince iyi olmazsa da bu kadar kötü değil. Yine de göz teması kuramıyor, konuşmasını beden diliyle destekleyemiyor, bu konuda bir çekincesi var.

Ben kendim Nazmi beyle konuşurken, internette de incelerken bir şey fark ettim. Nazmi bey insanları Trakyalı olanlar, Trakyalı olmayanlar diye ikiye ayırıyor. Trakyalı olmayanlarla pek ilgilenmiyor, onları sevmiyor açıkcası. Hani şu Saray’ın nufüsü 50.000 olmalı demeçleri var ya, nufüsün artmasından aslında korktuğunu, Saray nufüs yapısının değişeceğini düşünüyor gibime geliyor. İşte bu yüzden nufüs artışını gerçekten isteyip istemediğinden tam emin olamıyorum.

Nazmi Bey dürüst, devletin ona sağladığı olanağı kendi çıkarı için kullanmıyor, yakın çevresine torpil yapmıyor, devletin bir kuruşunu harcarken dikkatli oluyor diye düşünüyorum. Tam bilemesem de  böyle düşünüyorum.CHP üst yönetimi de herhalde bu özelliği için onu 2014’de aday yaptı. Herkesin bildiği, internetten de kolayca bulunabileceği gibi Sayın Nazmi Çoban partisinden daha az oy alıyor. Önümüzdeki seçimde Ak Parti adayı Hakan Özgül olursa Nazmi Çobanla CHP kazanamaz.

Yazdıklarımın hepsi benim kendi düşüncemdir. Politikacılar toplumu iyi veya kötü etkileyebilen kişilerdir. Politikacılar hakkında konuşmak, yazmak doğaldır. Tabi ki cevap hakları vardır.

Güzel yarınlar için hep birlikte konuşalım, tartışalım ama kavga etmeyelim, birbirimizi aşağılamayalım. Biz halk olarak politikada kimseye kötü gözle bakmayalım, hedef olarak daha iyi olanı bulup bu politikacılara sorumluluk verelim.

Hoş kalın hoşça kalın.     

 
Etiketler:
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Tekirdağ
Hafif Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 28.03.2018
Bugün
- 11°
Perşembe
- 12°
Cuma
- 12°
Tekirdağ

Güncelleme: 28.03.2018
İmsak
05:26
Sabah
06:54
Öğle
13:22
İkindi
16:51
Akşam
19:38
Yatsı
20:59
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı